The World 11-11-11
Wednesday, 12.12.18, 22:11
Welcome Guest | RSS
 
Home Sign UpLog In
Site menu
Section categories
USA and Canada [268]
Deutschland [218]
Europe [57]
China [23]
Russia [85]
Türkiye [453]
Caucasus [1]
Kazakhstan [98]
Turkic World [67]
Muslım World [37]
Iran [39]
Syria [14]
Israel [18]
Asia [12]
India [12]
Military [4]
Africa [7]
Latin America [10]
History of the World [16]
Editorial [23]
Books [4]
Chat Box
Our poll
Rate the site
Total of answers: 70
Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

13:15
Büyük çapta ayaklanma olursa !


Picture



Büyük çapta ayaklanma olursa !


Sn. Kılıçdaroğlu Londra’da İngiliz İşçi Partisi’nin düzenlediği yemekte yaptığı konuşmadan doğrular;


Tünay Süer
1_—-" Siyasi iktidar, etkili ve başarılı bir şekilde erkler ayrılığının kuyusunu kazmaktadır. AKP, ülkede demokratik kurumları güçlendirecek bir anayasa değil, siyasi liderinin iktidarını güçlendirecek bir anayasa arayışı içindedir.

2–" Usulsüz elde edilen, hatta üretilen delillerle yüzlerce insan suçlanmıştır. Gizli telefon dinlemeleri, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi yaygın ve rutin bir biçim almıştır. Bu liste daha da uzayıp gidiyor.”

Sn.Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından cımbızla çekip aldığım doğrulardır. Demek ki anayasa komisyonundan çekilmemekte ısrarlı olmasının bir sebebi varmış.

İyi, güzel de bu güne kadar bunları değiştirebilecek ne yaptı CHP?

Birçok kişi gibi ben de merak ediyorum.

Gelelim CHP önceki Genel Başkanı Sn. Baykal’ın meclisteki kapalı oturum konuşmasına. Siyası bir ders niteliğinde olan ve tarihe geçecek konuşmanın altına imzamı atarım.

Ancak kendisinin iyi niyetle söylediği gibi CHP anayasa tuzağına düşmemiştir. Bunu kabullenmem mümkün değildir.

Gerçek bir devlet adamı, kurt bir siyasetçi olan Sn. Baykal’da aslında biliyor ancak CHP’yi bölmemek, bir arada tutmak adına cümlelerini özenle seçerek konuşmuş. Gittikçe batağa saplanan Türkiye’nin hali ve yıllarca emek verdiği CHP nin yanlışları karşısında konuşma gereğini duyduğu bellidir..

Aslında Sn. Baykal’ın bunca zaman suskunluğu, uzak kalması CHP için iyi olmamıştır. Bir komplo olan o malum kaset olayı ile onurlu bir şekilde istifa ettiğinde bence büyük hata yapmıştı. Özel yaşantısını bir aile meselesinden çok devlet meselesi haline getirmek te bence yanlıştı. Hepsi komplo ve yalandı. Dijital ortamda yapılmayacak şey olmadığını Silivri de Hasdal’da esir tutulan kahramanlarımızın başlarına gelenlerden öğrendik artık.

Ordusu darmaduman edilmiş, en güçlü muhalefeti yapan Ana muhalefet lideri Baykal bir şekilde susturulmuş ve Doğu Perinçek gibi bir lider de zindana konulmuştur.

Tüm bunlar ABD senaryoları ile oynanan oyunlardı.

Peki, emperyalist güçlerin amacı ne idi?

AKP’yi güçlendirmek mi yoksa Türkiye’yi, Türkleri yok etmek miydi?

Kendi çıkarlarından başka şey düşünmeyen ABD’nin amacı tabi ki kendi çıkarlarıydı.

Hatırlayalım, AKP iktidarına bilhassa Cumhurbaşkanımız Sn. Gül’e bağlılığı ile tanınan gazeteci Fehmi Koru  "Ergenekon Operasyonu’nun düğmesine 5 Kasım 2007’de Beyaz Saray Oval Ofis’teki Bush-Erdoğan görüşmesinde basıldığını” hem Kanal / den hem de 2008’den Yeni Şafak gazetesindeki köşesinden duyurmuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı sırasında Colin Powell’la 2003’te "2 sayfalık, 9 maddelik” bir anlaşma imzalaması, ardından 2011 de Hakan Fidan’ın OSLO anlaşmalarına devlet adına imza atmaları Türkiye’nin ABD ye bağımlı olmasını sağlamıştı.

Yani Türkiye’nin üzerinde dolaşan kara bulutlar tesadüfi değildir.

Ergenekon düzmecesi için İmam Hatipli olduğunu söyleyen Tuncay Güney’in kendisine öğretilen ifadeleri vermesi ile gündemimize bomba gibi girmiş ve düğmeye basılmıştı. Görevi bittikten sonra Kanada’ya gönderilen ve orada dinini değiştirerek haham olan Tuncay Güney SKY TÜRK televizyonunda "Ergenekon davası bir proje miydi?” sorusuna, "Birilerinin düğmeye basması gerekiyordu ”Ergenekon bir projeydi bitti artık, içerdekilerin çıkması gerek” diyerek itirafta bulundu.

Başbakanın yargıdan şikâyeti bir yana, bu itirafla da her şeyin meydana çıkmasına rağmen halen tutuklamalar yapılıyor. Sanırım amaç orduda emekli olsun, görevli olsun deneyimli ve güçlü komutan bırakmamaktır.

Her şey elinde olan iktidar daha doğrusu başbakan Erdoğan olanlara göz yumuyorsa bir art niyetin olduğu ortaya çıkmaz mı?

O zaman insan şöyle düşünüyor. AKP’nin göreve getirilmesi de Amerikan senaryosunun bir parçasıydı. Zira 1984 yılında başlayan ırkçı PKK terörü, 2000’li yıllarda Türk Ordusu karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştı. Terör neredeyse sıfır düzeyine, PKK ise askeri yönde bitme noktasındaydı

Tüm bunlardan anladığımız.

PKK’lıların uzantısı olan yeni adıyla BDP ‘in Meclis’e girmesiyle ABD ‘in ve AKP’nin istediği ortam yaratılmış oldu. Tabi bunda AKP içinde olan şeriatçı, Kürtçü ve emperyalizmden yana olan vekillerinde büyük dahli oldu.

Kısacası ABD ve AKP, hem siyaseten hem de terör açısından güçlenmiş bir PKK yarattılar.  Ne yazık ki böylece Kürtçülük en meşru ideoloji, PKK da en meşru örgüt haline geldi.

Barış ve analar ağlamasın sözleri tamamıyla göz boyama ve aldatmacadır. Dava Türkiye’yi bölme ve büyük Kürdistan’ın kurulması yanı sıra ABD ‘in Ortadoğu’ya hâkim olma isteğidir. Bu açıkça belli iken bölünme anayasasında erk güçlü bir şekilde AKP ‘in elindeyken CHP ‘in de yer alması destek olmaktan başka bir şey değildir. En azından ulusalcılar hatta AKP’lilerden bazıları böyle düşünmektedirler.

Oysaki Atatürk’ün partisi CHP’nin devleti ve cumhuriyeti kuran bir parti olarak rejimi yıkmaya çalışan, hatta bir çeşit darbe yapan AKP’nin yanındaymış gibi olması yerine, halkla bütünleşmesi, ortalığı ayağa kaldırması gerekirdi.

Bakınız barış, açılım derken dün(15.Şubat.2013) İstanbul ve Türkiye’nin diğer yerlerinde PKK’lılar yine otobüsleri yaktılar, ortalığı Molotof kokteylleri ile savaş alanına döndürdüler.

Tüm bu olanlara şimdilik Türk Milleti sessiz kalmayı yeğliyor, tepki göstermiyor. Nereye kadar bilinmez, ne zaman patlayacağı da bilinmez tabi.

Tepkiler başladığı zaman ki Allah korusun diyelim, o zaman maalesef emperyalizmin istediği ve tetiklediği bir iç savaş çıkacaktır.

Polis ve Jandarma gücü bu arbedeyi bastırmakta yetersiz kalacaktır.(Bunu ben değil yukarıdakiler yıllar önce düşündüler.)

Şimdi bizde dikkatlice düşünelim.

Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı sırasında İstanbul’da bir ayaklanma olursa ve polis ile Jandarma yetersiz kalır düşüncesi ile içişleri bakanlığı tarafından kendisine tevdi edilen göreve bakalım.

Hani sonradan adı BALYOZ’ a döndürülen askeri seminere. Ergenekon düzmecesi içerisine katılarak onlarca vatanseverin esir alınmalarını sağlayan o aşağılık plana bakalım..

 Büyük çapta ayaklanma olursa ordunun müdahalesi ne derece başarılı olabilir? Evet, seminer bu başlıkta olacaktı.

Meğer bu sözlerin içinde saklıymış her şey.

İşte bugün düşünülmesi gereken konu budur.

Bitmedi dahası var. En büyük tehlike Kürtlerin katliama uğradığı gerekçesiyle Batı emperyalizminin müdahaleye girişmesi ile NATO, Türkiye’yi işgale girişebilir.

Bunun için ortam hazırlanmıştır. Suriye bahanedir. İncirlik Hava Üssü ve yurdumuza belirli alanlara yerleştirilen Patriyotlar ve şimdiden topraklarımızda dolaşan Alman ve Amerikalı askerler, üstüne üstlük sınır kapılarımızdan rahatça girip çıkan ve AKP ‘in beslemiş olduğu Güneydoğudaki silahlı teröristler. Bir de PKK var.

Ordusunun en önemli komutanları esir edilmiş durumdayken başıboş bir ordu ile ne yapacağız?

Sivil halk olarak hepimiz silahlanmalı mıyız?

Böyle düşünmekte haksız mıyım?

Deniz Kuvvetlerimiz de amiral kalmadı. Hava Kuvvetlerimizin güzide komutanları tutsak ve savaş pilotlarımız istifa ediyorlar.

Arap Baharında ve Suriye’de olduğu gibi çıkartılan isyanların bir benzeri Türkiye’de Kürtçüler eliyle başlatılmayacağının garantisi var mıdır?

Yeni anayasadan Türk kelimesinin, ulusalcılığın kaldırılmak istenmesi ve Kürtçülerin isteklerini yapmak, buna alet olmak vatana yapılan bir ihanettir bence.

Bunu gönül rahatlığı içerisinde söylüyorum. Hiçbir Kürt benden yukarı olmadığı gibi aşağı da değildir. Kürt kardeşlerim Ulus devletin içerisindeki hakların hepsine sahiptirler. Cumhurbaşkanı, bakan, milletvekili, vali, kaymakam, general olabilmekte benim özgürlüğüm kadar da özgürdürler. (Kürtçülük ve emperyalizm ile işbirliği yapanlar ve de PKK hariç)

Türk Ulusunu parçalamak Türkleri tarihe gömmek isteyen emperyalizm 1800’lü yıllardan beri Kürt ve Ermeni isyanlarını Türkiye’nin başına bela sarmışlar Osmanlının parçalanmasını sağlamışlardır. Batı ve ABD tarafından icat edilen etnik kimlik günümüzde de Türkiye üzerine kurulan planın odak noktasını oluşturmaktadır.

Birimiz diğerimize insan gözü ile bakıyoruz. Yıllardır emperyalizmin oyuncağı olarak çıkarılan isyanlar bizi kardeşlikten kopartamadılar,koparmamalıdır. Bizler hangi kökenden olursak olalım birbirimize kaynaşmış aile olmuş bir ulusuz.

Şimdi yapacağımız şey düşmana karşı birbirimize daha çok sarılmak ve ulu önderimiz Atatürk’ün dediği gibi

Hazır olalım…

"Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.”

Ne anayasa, ne de baba yasanın gücü bizi bölmeye, parçalamaya yetmeyecektir.

Son olarak demeden edemeyeceğim. Haydi, el ele, kalp kalbe olalım, demokratik mücadelemize daha güçlü devam edelim.

 Türkiye değil, Silivri duvarları yıkılmalı kahramanlarımız özgür olmalıdır.

Sevgiyle kalın.

Tünay SÜER/ KEMALİSTLER.ORG



Category: Türkiye | Views: 1107 | Added by: Emo | Rating: 5.0/1
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Calendar
«  March 2013  »
SuMoTuWeThFrSa
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31
Search
Log In
Login:
Password:
Entries archive
Site friends
Copyright theworld-11-11-11.com 2018© All rights reserved
Free web hostinguCoz