THE WOLRD

11-11-11
Wednesday, 13.11.19, 12:52
Welcome Guest | RSS
Site menu

Section categories
USA and Canada [266]
Deutschland [218]
Europe [53]
China [23]
Russia [85]
Türkiye [454]
Caucasus [1]
Kazakhstan [98]
Turkic World [69]
Muslım World [37]
Iran [36]
Syria [14]
Israel [18]
Asia [12]
India [12]
Military [4]
Africa [7]
Latin America [10]
History of the World [16]
Editorial [23]
Books [4]

Our poll
Rate the site
Total of answers: 72

Chat Box


19:43
"Herkese eşit mesafedeyiz" politikasıyla Irak Türkmenleri kurda-kuşa yem edildi.


vatan_yahut_silivri_muyesser_yildiz9_225



Gül Barzani'ye Mi Hazırlanıyor?

"Herkese eşit mesafedeyiz" politikasıyla Irak Türkmenleri kurda-kuşa yem edildi.

"Gurur" duyulan Barzani, tarihi Türkmen şehirlerini "koparılmış Kürt toprakları" ilân etti. Ses çıkmadı. Barzani bu bölgeler için Irak Merkezi Hükümeti'ne "savaş" açarken "tarafsız" kalındı. "Savaş" şimdilik durdu, çünkü Barzani yönetimi, yıllardır gözümüze soktuğu iddiasını resmileştirip "tartışmalı bölgelerin bundan sonra Kürt bölgesinin dışındaki Kürt toprakları" şeklinde adlandırılacağını açıkladı. Karar doğrudan Kerkük, Selahaddin, Diyala ve Musul’la ilgili, ama Ankara oralı bile olmadı.

"Gurur" duyulan Barzani ile sözde PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’ye karşı işbirliği ve mücadele anlaşması yapıldı. Bugün itibarıyla Suriye PKK’sının, Barzani’nin emriyle Esad’a karşı muhalif cepheye katıldığı açıklandı. Yani Türkiye ile PKK omuz omuza getirildi. Yetmedi, Davutoğlu Suriye Kürtlerine, "Özerklik veya federasyon, kendi geleceklerine karar vereceklerine" dair açık çek sundu.

( Söz konusu gelişmelerin anlam ve önemi bakımından 22 Temmuz’da bu sayfada, "Deliliğin Tarihine Katkımızdır", Odatv’de de "PKK ile el ele verip Esad’a karşı mücadele mi edeceğiz" başlığıyla yayınlanan yazıyı yeniden dikkatlerinize sunuyorum:

https://www.facebook.com/notes/müyesser-yıldız/deliliğin-tarihine-katkımızdır/449267608447582 )

Tablo ortada; sadece İmralı’daki değil, Kandil ve Suriye’deki PKK’nın da "elini sıkmak" üzereler. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ise: "Esad’ın elini sıkmam, istifayı tercih ederim." noktasında!..

Irak Türkmenlerinin hali böyleyken Suriye Türkmenlerine olağanüstü "sevgi-muhabbet"… Devlet nezdinde Irak Türkmenleri ile Suriye Türkmenleri arasında bir fark olmalı… Acaba ne?

"İktidar" yerine "devlet" demem bilinçli; çünkü Irak Türkmenlerine "şöyle", Suriye Türkmenlerine "böyle" politikasının başında doğrudan Cumhurbaşkanı Gül var.

Aralık başında Irak Türkmen heyetini kabul ettiği duyuruldu. Irak Türkmeni denilmesine bakmayın, sadece Erbil'deki, yani Barzani "başkenti"ndeki Türkmenlerdi. Gül, onlara yaşadıkları topraklarda birlik-beraberlik öğütleri verip Erbil Kalesi’nin önemini anlattı. Türkmen heyeti de Gül’ü Erbil'e, yani Barzani "başkenti"ne davet etti.

Bir türlü gerçekleşemeyen Erbil ziyaretinin yolu mu döşeniyor yoksa? Birkaç yıl önce gitmeye niyetlenmiş, ama kimilerine göre Genelkurmay’ın itirazı kimilerine göre "kulak rahatsızlığının nüksetmesi" üzerine program iptal edilmişti. Artık gider mi, gider!..

Tam bir hafta sonra İstanbul’da Esad’a karşı Suriyeli Türkmenler 1. Platformu'nun organize edilmesi. Gül ve Erdoğan’ın özel destek ve ilgisi… Kerkük ve diğer bölgelerdeki Irak Türkmenleri katliam tehdidi altındayken Gül’ün: "Suriye'de hangi etnik kökenden olursa olsun insanların zulüm altında olması bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Türkmenler konusunda da soydaşlarımız olduğu için ayrı bir hassasiyetimiz var." demesi...

İşte "Türkmen oyunu", işte deliliğin tarihine bir büyük katkı daha!..

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler...

Müyesser YILDIZ - 16 Aralık 2012
http://www.facebook.com/MuyesserYildiz

***********************************************
Müyesser’in Not Defterinden :

Silivri Hiç Böyle İtiraf Edilmemişti!..


Mümtaz’er Türköne; Zaman Gazetesi Yazarı. AKP milletvekili aday adayı. Eski eşi AKP eski milletvekili. Eski ülkücü. Öcalan’ın "paşa" yapılıp Bodrum’a yerleştirilmesini, TSK’nın lağvedilmesini isteyen; Atatürk karşıtlığı ile övündüğü halde Cumhurbaşkanı Gül tarafından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu üyeliğine atanan; ama tepkiler üstüne istifa etmek zorunda kalan ve dahi Erbil’de yapılan Kürt Konferansı'nda Fetullah Gülen’in mesajını okuyan adam.

Bugün "Silivri ve Uludere"yi yazarken, Silivri’nin gerçekte ne olduğunu öyle bir itiraf etmiş ki!..

"Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi için Silivri’ye tıkıp yargıladığı örgütten ve zihniyetten kurtulması lâzım"mış.

Yani Silivri’dekiler kimmiş? "Kürt sorunu"nun Emperyalizm, 2. Cumhuriyetçiler, Türköne benzeri postmodern siyasal İslâmcıların anladığı ve istediği tarzda halline karşı çıkanlar...

Türköne’nin yenilir yutulur olmayan bir başka kıyaslaması daha var: "Mustafa Kemal’in askeri olmak payesi ile Apo’nun militanı olmak arasında fark yok." diyor.

Yetmiyor, şöyle de bir öneride bulunuyor:

"Ergenekon davası bittikten sonra Silivri’de mahkemeyi yıkıp yerine beton dökelim. Üzerine de Uludere’de kaybettiğimiz vatandaşlar için bir anıt dikelim. İbret için biri toprağın altında, diğeri üstünde kalsın."

Tarifi mümkün olmayan şekilde çarpılmış, tedavisi imkânsız bu zihniyete sorularımdır:

Uludere’dekileri Silivri’deki İlker Başbuğ mu bombalattı, yoksa kayıtsız-şartsız alkışladığınız iktidar mı?

Başbakan Erdoğan’a, Uludere üzerinden: "Silivri yolcusu olabilirsin." mesajı mı gönderiliyor?

Silivri gerçeği itiraf edildiğine göre, oraya Öcalan heykeli dikilmesi daha yakışık(!) almaz mı? Hem, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın bir buyruğu daha yerine getirilmiş olmaz mı?

*** *** ***
Üç Gazi… Tuncay… Elif...

13 Aralık Perşembe günü Silivri’deki halk çıkarmasında üç de gazimiz vardı. Güneydoğu’da bacaklarını bırakan Ertan Acır, Serdar Çelensu ve Ümit Kaplan tekerlekli sandalyeleriyle tüm gazileri temsil eden birer abideye dönüştüler. Onlar da duruşma salonuna giremediler; ama gazilerin babası olan usta gazeteci Ünal İnanç babayla içerideki vatanseverlere selamlarını yüreklerine katık yapıp gönderdiler.

Sözkonusu vatansa, hiçbir "engel"in mazeret olamayacağını kalplerimize ve beyinlerimize çaktıkları için minnettarım.

İkinci gün duruşma salonundan bir kare; Pür dikkat konuşmaları not etmeye çalışıyorum. Yanımdaki genç, güzel ve zarif kadının ağzını eliyle örttükten sonra çıkardığı öpücük sesiyle kendime geldim. Baktığı yeri taradım, Tuncay Özkan’ı gördüm. Tuncay’ın bedeni duruşma salonunda, ruhu ve gözleri hemen yanımdaki hayat arkadaşı Duygu’daydı. Bir ara gözlerini sildi; Sildiği dökülen yaşlar mıydı, gözünü kırpmadan bakmaktan kızarıp sulanan gözleri miydi anlayamadım!..

Birinci günden bir kare; Duruşma salonunda tanıyanlara, Ankara’dan beni vekaletle gönderen Sevgi Kafalı ve Nevin Çelik hocalarımın selamını söyledim. Mustafa Balbay’a da "O Mektubu Yazan Bendim" isimli kitabının kahramanlardan, biz Silivri’dekilerin halini bizden iyi anlayıp anlatan güzel Elif’in selam ve sevgilerini sundum. Balbay seni öyle bir kucakladı ki Elif, sanırsın oradaydın!..

Bir de özür: ikinci gün duruşmaya gelenler arasında tiyatro sanatçısı Suzan Aksoy da vardı. "Onlar Sizi Dışarıda Sanıyor" başlıklı notta adını unuttuğum için beni affetmesi dileğiyle.

Yarın da Silivri’deyim. Bu yılın finalini göreceğiz. İçimde tuhaf bir umut ve iyimserlik var. Gelin!... Umudumuzu umudumuza katıp bir kez daha onların yanında olalım.

dunya48.com

Category: Türkiye | Views: 1166 | Added by: Emo | Rating: 5.0/1
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Calendar
«  December 2012  »
SuMoTuWeThFrSa
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031

Search

Log In
Login:
Password:

Entries archive

Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

Copyright theworld-11-11-11.com 2019© All rights reserved