The World 11-11-11
Wednesday, 12.12.18, 10:48
Welcome Guest | RSS
 
Home Sign UpLog In
Site menu
Section categories
USA and Canada [268]
Deutschland [218]
Europe [57]
China [23]
Russia [85]
Türkiye [453]
Caucasus [1]
Kazakhstan [98]
Turkic World [67]
Muslım World [37]
Iran [39]
Syria [14]
Israel [18]
Asia [12]
India [12]
Military [4]
Africa [7]
Latin America [10]
History of the World [16]
Editorial [23]
Books [4]
Chat Box
Our poll
Rate the site
Total of answers: 70
Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

20:37
Küresel Çetelerin Piyonları…

Perşembe, 16 Şubat 2012 17:28 


sivas_kongresi225


Küresel Çetelerin Piyonları…

Büyük Satranç Oyunu!..
 
Fethullah Gülen ve Erdoğan arasında süregelen iktidar savaşı MİT’i kurban seçmiştir. Aslında bu bir istihbarat savaşıdır.

Bu nedenle DTK’nin ülkede kurduğu çakma meclise değinmeden önce bu konunun üzerinde durmak gerekmektedir.

Türkiye’deki tüm istihbarat birimleri MİT’e dolayısıyla Erdoğan’a bağlıdır. Kısacası Türkiye’de Erdoğan’dan habersiz sinek bile uçamamaktadır. Hal böyle iken, bazı terör olaylarının engellenmemesi son derece ilginçtir. Örneğin Ankara- Konur Sokak’taki patlamanın daha önceden istihbaratının alındığı ama nedense "ES” geçildiği de iddia edilmektedir. Bu bir garabettir.

Bunun yanı sıra MİT’in aldığı bir takım istihbaratı Emniyet ve Hükümet’le de paylaşmadığı iddia edilmektedir.

KCK ise buz dağının sadece ve sadece görünen yüzüdür. Her ne kadar inkâr edilse de MİT Öcalan ile yaptığı görüşmelerle, Hükümet adına bir takım sözler vermiş ve köprü vazifesi görmüştür.

"Sizi buraya biz getirdik. Abdullah Öcalan’ın talepleri TBMM’de görüşülecektir.” Hasan Fidan’ı ve Afet Güneş’i PKK ile masaya oturtan koordinatör ülke temsilcisinin bu söylemi yeni anayasa çalışmalarının hangi temel üzerine oturtulacağının çok açık bir göstergesidir.

Ancak dikkat edilirse, 5. Oslo görüşmesinin deşifre edilmesinin ardından, Öcalan’ın dış dünya ile bağı koparılmış ve şimdilik kaydıyla üzerine kalın bir çizgi çekilmiştir.

PKK’nın şehir teşkilatlanması KCK’nın kuruluşunda MİT’in olduğu iddiaları da açıkça ortalıkta dolaşmaktadır. Hatta bundan daha vahim olarak, MİT ‘in aldığı istihbarat olaylarını KCK ile paylaştığı da ileri sürülmektedir.

KCK’nın için içindeki "HABERCİ”lerin bu çift taraflı oyunda piyon olarak kullanıldığı ve tutuklamaların ise MİT’in iktidarı zor duruma düşürmek ve "Kürt Açılımı” politikasını çökertmek adına yapıldığı da iddia edilmektedir.

Hattâ ve hattâ daha da ileri giderek, Emniyet’in ve Yargı’nın iktidarı, Erdoğanı’ı yaptığı hamlelerle bir kaç kez MİT’in elinden kurtardığı da söylenmektedir.

Yandaş basın ısrarla Hasan Fidan’ı korurken, "Ben hem demokratım, hem cemaatçiyim” diyenler satır aralarında ısrarla MİT’e saldırmaktadır.

Hasan Fidan kimdir? Abdullah Gül’ün atamasını onayladığı Erdoğan’ın ikbaline yükselişini emanet ettiği sadık bir memur…

Hasan fidan gibilerin Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı veya MİT Müsteşarı olması hiç fark etmez. Malum emir, demiri bile keser. Biat kültürüne baş kesenler için, vatan sadece teferruattır. Onlar için esas olan küresel efendilerin çıkarları adına verilen hizmettir.

Ayrıca Abdullah Gül’ün "Büyük fotoğraf”a değinmesi de son derece dikkat çekicidir. Şimdi başımızı biraz arkaya çevirerek gene Cumhurbaşkanı’nın "Çok güzel şeyler olacak.” dediğini hatırlayarak bir sorunun yanıtını gene kendimiz vererek yola devam edelim.

Habur rezaleti ile birlikte "Çok güzel şeyler olacak.” diyen kişinin sadece beşincisi deşifre edilen Oslo görüşmelerinden haberdar olmaması mümkün müdür? Elbette değildir.

O zaman ne olmuştur da, 5. Oslo Görüşmesi deşifre edilmiştir? Hangi gizli güç bu görüşmeleri ses kayıtları ve belgeleri ile yayımlayarak Öcalan ve PKK konusunda son derece hassas olan Türk milletinin büyük bir kısmında soru işareti oluşturulmuştur.

Bunun yanı sıra;

*KCK’nın yapılanması MİT’in denetiminde gerçekleştiği;
*Ayrıca KCK tutuklularının serbest bırakılacağı konusunda MİT’in taahüttüte bulunduğu;
* KCK’nın 14 Temmuz Temmuz’da özerklik ilan etmesine MİT’in aracılık ettiği ve bu bilgiyi gerekli makamlara aktarmadığı;
* Ve bunlardan daha vahim olarak da A. Öcalan’ın gene deşifre edilen ve kendi el yazısı ile yazılmış altı sayfalık el yazısı ile yazılmış, örgüte "halk savaşı” talimatı verdiği mektubun MİT tarafından Kandil’e ulaştırıldığı da yazılı ve görsel basın tarafından iddia edilmektedir.

MİT’in Oslo Görüşmeleri’nde verdikleri sözlerle anayasal düzeni ihlâl etmişlerdir. Turgut Özal’ın "Bir kere delinmekle bir şey olmaz” söylemini bırakırsak, daha önceleri bu suçun cezası "idam”dır. Günümüzde ise "Ağırlaştırılmış müebbet hapis”tir.

"Büyük Oyun” içinde sahneye konulan oyunun kulisinde henüz aktör ve artistlerin seslendirmediği senaryonun bir bölümünü okumaya ve anlamaya çalışmamız gerekmektedir.

abdullah_gul_vatan_gazetesi

Tarih 24 Mayıs 2003… Vatan Gazetesi… A. Gül, Serdar Sertoğlu’na, 2 Nisan 2003′te ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’a bir "GİZLİ GÖRÜŞME” yaptıklarını ve mutabakata vardıklarını söylemiştir. Bu görüşme bazılarına göre bir "mutabakat”, bana göre ise bir teslimiyet ve hattâ…

Neyin karşılında mutabakata varıldığı henüz tam anlamıyla açığa çıkmayan bu iki sayfa ve dokuz ve/veya on dört maddelik belgede altına imza konulan maddeler, Türkiye’nin musalla taşına yatırılacağının göstergesidir. Ne yazık ki kurgulanan cenaze töreninin imamlığını da zamanın Dışişleri Bakanı üstlenecek ve bölücülerden, ileri demokrasicilerden, işbirlikçilerden, Haçlı ordularından, F Tipi Amerikan Gladyo’sundan oluşan cemaate şu soruyu soracaktır.

"Türkiye’yi nasıl bilirdiniz?” Cemaatin cevabını beklemek gereksizdir. Çünkü fonda AB Marşı çalınmaktadır. Bethowen’in 9.Senfonisi… "Buyrun cenaze namazına” diyecektir imam..

"Adı üstünde gizli. Açıklayamam.” denilen bu kirli mutabakatın doğruluğu ise üzerinde anlaşıldığı gibi KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ın Arafat modeli ile "ekarte” edilmesi ve Annan Planı’nın "Yes be Annem” çığlıkları ile bir bölümünün hayata geçirilmesi ile ortaya saptanmıştır.

abdullah_colinpowel_parmak_dikkat

Colin Powel- Abdullah Gül’ün yaptığı ve asla yalanlanmayan mutabakatın maddelerini irdelemeye devam edeceğiz. Ancak bugün ülkemizde bir "Milli Kriz”in var olduğunu bilmek zorundayız.

Bu sadece F Tipi Amerikancı Gladyo ve iktidar arasındaki bir savaş değildir.

Oynanan satrançta Türk’ün tüm milli değerleri piyon olarak kullanılmaktadır. Damalı satranç tahtası BOP’nin uygulandığı sınırları değişecek 22 İslam ülkesini de kapsamaktadır.

Satranç hamleleri ustalıkla yapılmakta ve hiç bir şey tesadüfe bırakılmamaktadır. Örneğin Erbil’de içinde iki hava alanı olan bir Amerikan üssünün inşası bitmek üzeredir. Üs bittiği zaman İncirlik Üssü boşatılacak ve Irak’a taşınacaktır. O günün iktidarı ise büyük zafer kazanmışçasına, Amerikalıları ülkeden kovan kumandan edasına bürünecektir. Ama NATO’nun karargahı İzmir’de var olacaktır.

Bu "Milli Kriz"in ortalığı karıştırmasına müsaade edildiği takdirde, çıkacak bir silahlı kargaşada NATO ve BM’nin bölgeye müdahalesi de söz konusu olacaktır. Bu konuda Gül- Powel görüşmesinde mutabakata varılmıştır.

Kendi "USTA"lığını ilân eden Erdoğan, "Büyük Abi”nin satranç hamleleri karşısında çareyi hastahane odalarındaki sessizliğinde bulmuştur.

Satranç oyununda çok sayıda piyon hamle için kullanılmakta, fil, vezir ve at gibi önemli taşlar şimdilik öne çıkarılmaktadır.

Satranç Mustafa Kemal’in çok sevdiği bir akıl oyunudur. Gerçek hayatta yaptığı hamleler, satranç oyununu kazandıran akılcı hamlelerin çok üstündedir. Örneğin Bağımsızlık Savaşı’nda Türk ordusunu Polatlı’ya kadar çekmesi ve savaşı orada kabullenmesi Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasının çok önemli bir hamlesidir.

O zaman bu satranç oyununda "MAT” olmamanın tek yolu Atatürkçe düşünmek ve O’nun öğretileri ışığında yapılan tüm kirli oyunları önlemektir.

Tekrar ediyorum, vatan savunmasının ne yaşı ne de cinsiyeti vardır. "Ben bağımsızlıkçıyım, yurtseverim ve Kemalist’im” diyen her yurttaş ilk önce kendi evinden başlayarak bu mücadeleye yeni bir canlılık kazandırmak zorundadır.

Üye oldukları sendika, parti ve demokratik kitle örgütlerinde bir aydınlanma savaşı başlatmalı, taksi durakları, emekçi mahalleleri ve kadın derneklerinde oyunun parçalarını anlatmalıdır.

Süreç öyle bir süreçtir ki, yaşlıyım, çok yoğunum, hastayım demek lüksümüz asla yoktur.

Çünkü "Vatanın tamamı, milletin ve ülkenin istiklâli tehlikededir.”

O zaman tıpkı Bağımsızlık Savaşı’nda olduğu gibi vatanın tamamını, ülkenin ve milletin tehlikede olan istiklâlini gene Türk milletinin azim ve kararı kurtaracaktır.

Figen ÖZEN - 16 Şubat 2012 - İlk Kurşun

http://www.dunya48.com


Category: Türkiye | Views: 1251 | Added by: Emo | Rating: 0.0/0
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Calendar
«  February 2012  »
SuMoTuWeThFrSa
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Search
Log In
Login:
Password:
Entries archive
Site friends
Copyright theworld-11-11-11.com 2018© All rights reserved
Free web hostinguCoz