The World 11-11-11
Wednesday, 12.12.18, 10:54
Welcome Guest | RSS
 
Home Sign UpLog In
Site menu
Section categories
USA and Canada [268]
Deutschland [218]
Europe [57]
China [23]
Russia [85]
Türkiye [453]
Caucasus [1]
Kazakhstan [98]
Turkic World [67]
Muslım World [37]
Iran [39]
Syria [14]
Israel [18]
Asia [12]
India [12]
Military [4]
Africa [7]
Latin America [10]
History of the World [16]
Editorial [23]
Books [4]
Chat Box
Our poll
Rate the site
Total of answers: 70
Statistics

Total online: 1
Guests: 1
Users: 0

13:15
Türkiye savaşa mı gidiyor ?


          


 Türkiye savaşa mı gidiyor ?


Ulusumuzun yüz akı nice aydını, ülkesine ken­dini adamış askeri, işine taş koyan gazeteciyi, genci parmaklıklar ardında tutmaya yeminli AKP’nin yönetim kadrosu, ülkemizin sorunla­rı yetmiyormuş gibi, komşuya yanlış hesapla tebelleş olunca, işleri eline yüzüne bulaştırdı.

Ger­çekte iş sadece Ustanın yüzüne gözüne bulaş­mış olsaydı, belki pek umursayan olmazdı. Us­tamız işleri çığırından çıkararak, beraberinde iş­verenlerini de ateşin kıyısına getirici adımlar at­maya başlayınca herkes tedirgin olmaya başladı. Neyse ki, "ekselans kış” geliyor ve de dizginleri elinde tutanlar bizimkilere i:hop, hop” diyerek dizginleri kasmaya başladılar. Ustanın ileri de­mokrasiyi Müslüman Kardeşler ‘in elinde kom­şuya taşıma ülküsü şimdilik kursağında kalmı­şa benziyor.

AKP’nin kendinden menkul ‘Usta’sı!

Ortadoğu’da barış ve istikrara kafa yoranla­rın şimdiye kadar ortaklaşa ileri sürdükleri Mısır olmadan barış, Suriye olmadan ise savaş olmaz” söylemi, gerçekçi bir durum tespiti ola­rak bilinirdi. AKP’nin kendinden menkul ” Us­tası” sayesinde bu özdeyişe bir yenisini eklemek zamanıdır: ,:AKP iktidarda olduğu sürece ül­kemizde, çevremizde barış ve güvenlik kararsız ve netamelidir.” Bunun temel nedeni, ülkemizde dış ve iç politikanın rotasını elinde tuttuğunu sa­nan AKP’nin Ustası ve yardımcılarının, politi­kada hayal ile gerçeği ayırt etmede hayli özür­lü olmalarının ötesinde, dış politikanın, temel kurallarını, hatta dilini bile kavrayamamış ol­malarıdır. Diplomatik dille anlatılanları doğru kavrayamayarak, ateşe su yerine benzin dök­meye yeltenmeleri bu nedenle olsa gerek.

Diğer yandan AKP yönetiminin bölgede oy­nayacağı rolün çerçevesini çizen ve Ortadoğu’da yapay değişim rüzgârı ekenlerin fırtına biçme olasılığı karşısında, politikalarında balans ayarı yapmak zorunda kaldıkları görülüyor. Bu nok­tada bizim için önemli olan, balans ayarı ya­panların politikada kullandıkları "araç ve aracıyı” deliğe süpürme gereğini duyup duymayacak­larıdır. Bunun için ABD’deki seçim sonuçları­nı beklememiz gerekecek. Dış egemen güçle­rin temel düşüncesi, Suriye’de yarattıkları yan­gının uluslararası arenada kendilerine yeni bir avarız (gaile) çıkarmasından kaçınmaktır. ABD Ankara Büyükelçisi’nin Türkiye ile Suriye arasında savaş çıkmayacaktır” diye etrafa gü­vence vermesinin anlamı budur. Dünyamız ar­tık bir tek egemen gücün dilediği gibi at oynatma alanı değil. Bu nedenle de yakın geçmişe göre daha güvenli olduğunu söyleyebiliriz.

Gündem değiştirmekte de usta!

Ustanın ülke ve dünya reel politiğinin özü­nü kavramamış, stratejik derinlikten çok stra­tejik sığlık ile malul kendisi ve yakın çevresinin, rest tamtamları yerine rast makamından kanunla bir taksime başlamayı becerirse, durumu bir sü­reliğine idare edebilir. Böylesi bir adım için, kri­ze müdahil Rusya Federasyonu dâhil, komşu ülkelerin "bizimkilere” ferasetle yeterli manev­ra sahası bıraktıkları görülmektedir. ABD ve AB ise durumu tırmandırmadan idare etme niye­tinde oldukları açıkça görülmektedir. Ustamızın görüntüyü kurtarmak için gündemi değiştirmede eline kimsenin su dökemeyeceğini bildiğimizden, bu konuda bir sorun çıkmayacağından emin ola­biliriz. Bütün bu gerçeklere rağmen, her ne ba­hasına olursa olsun savaş tamtamları ile hava­yı ısıtmaya devam edeceklerin, kendi suluları­nı ısıtmış olacağından eminiz. Bu nedenle de bü­tün koparılan gürültüye rağmen, doğrusu ufuk­ta bir savaş olasılığını pek görünmüyor.

Yol göstermek için ne bekleniyor?

İçimizin rahat olmayış nedeni, nafile savaş tamtamları değil, AKP’nin sanki ülkenin de­ğişmez bir yazgısı olduğu konusunda yaygın bir kanaatin yerleşmiş olmasıdır. Örneğin, önü­müzdeki dönemde Cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda yapılan tartışmalarda sade­ce AKP içindeki hesaplar ve kişilerin öne çıkı­yor olmasını aklım pek almıyor. AKP devranı­nı sürdürdüğü sürece, ne ülke içinde ne de çev­remizde özgürlük, demokrasi, barış ve güven­liğin kurulma olanağının bulunmadığı artık ke­sin kes ortaya çıkmış olmasına rağmen, neden ortalık bu kadar sessiz? Neden bu kadar in­sanlarımızın boynu bükük? Topluma yol gös­termek sevdalıları, yollara düşmek için kimin ve­ya neyin zuhur etmesini beklemekte?

Ortadoğu coğrafyasında Osmanlı mülk ve ni­zamını yeniden ihya etmek ne derece ham ha­yal ise, İslam’ın ılımlı bayrağı altında toplumla­rı bütünleştirmek de o derece akıldışıdır. Ken­di ülkesinde dini siyasetin içine sokarak insan­ları ayrıştıranların, ülke sınırlarını aşarak top­lumları birleştirmesi, özgürleştirmeleri masalı­na gerçekten inananın kalmadığını sanırım. Bu masalla AKP’yi cepheye sürenlerin, kullandık­ları silahın kendilerine geri teptiğini, tepeceği­ni görmeğe başladıklarını umarım

Çetin DOĞAN - 19 Ekim 2012 - Aydınlık

http://www.dunya48.com


Category: Türkiye | Views: 1135 | Added by: Adnan | Rating: 5.0/3
Total comments: 0
Name *:
Email *:
Code *:
Calendar
«  October 2012  »
SuMoTuWeThFrSa
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Search
Log In
Login:
Password:
Entries archive
Site friends
Copyright theworld-11-11-11.com 2018© All rights reserved
Free web hostinguCoz